(DOC) KİLİSE ÇANLARI MI, EZAN SESLERİ Mİ?
Có thể bạn quan tâm
- Log In
- Sign Up
- more
- About
- Press
- Papers
- Terms
- Privacy
- Copyright
- We're Hiring!
- Help Center
- less
Outline
keyboard_arrow_downTitleDownload Free PDF
Download Free DOCXKİLİSE ÇANLARI MI, EZAN SESLERİ Mİ?
Serkan Gulvisibility…
description2 pages
descriptionSee full PDFdownloadDownload PDF bookmarkSave to LibraryshareSharecloseSign up for access to the world's latest research
Sign up for freearrow_forwardcheckGet notified about relevant paperscheckSave papers to use in your researchcheckJoin the discussion with peerscheckTrack your impactRelated papers
HALiD ZiYA'NIN MENSUR ŞİİRLERİ "MEZARDAN SESLER"Fatih AndıTürk Dili ve Edebiyatı Dergisi, 1997
Halid Ziya'nın Mensur Şiirleri-I: Mensûr Şiirler", Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, nr. XXVII, İstanbul 1997, s. 23-45.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightKÜLTÜRLERİN SESSİZ TANIKLARI SEYAHATNAMELERBAKİ ASİLTÜRKİnsan, hayatının tatsızlığından ve etrafında görüp bıktığı şeylerin o yorucu aleladeliğinden bir müddet kurtulabilmek ümidiyle seyahate çıkar. Bu itibarla seyahat harikuladelikler avı demektir. " Ahmet Haşim 1 Faruk Nafiz Çamlıbel meşhur "Han Duvarları" şiirinde atlı arabayla Anadolu'da yaptığı uzun ve meşakkatli bir yolculuğu anlatır. Bekir Sıtkı Erdoğan'ın, bu şiirin etkisiyle kaleme aldığı "Binbirinci Gece/Hancı" şiiri ve Turgut Uyar'ın "Heybetli Arsiyan dağlarında bir gün / Atım yoruldu ben yoruldum" dizeleriyle başlayan "O Köy Yine Kendi Rüyasındadır" şiiri de akla hemen gelen örneklerdendir. Şiirlerinde uçak yolculuklarını sıklıkla anlatan Şavkar Altınel'in şiirleri ise seyahatteki yeni dönemin önemli örnekleri arasındadır. Bu konuda yapılacak bir araştırma Karacaoğlan'dan günümüze seyahat içerikli yüzlerce şiire ulaşmamızı sağlayacaktır.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİNDE “AYIN” SESİNİN SEBEP OLDUĞU SES OLAYLARIMEHMET TÜRKMENÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİNDE “AYIN” SESİNİN SEBEP OLDUĞU SES OLAYLARI, 2017
Diller arasında bir ses ortaklığı vardır. Ancak bazı dillerde mevut olan sesler kendisine has olup diğer dillerde bulunmamaktadır. Bu tür sesleri içeren kelimeler, başka bir dile geçtiğinde bazı değişiklikler geçirerek yeni şekiller alır ve geçtiği dilde böylece yerleşir. Özel sesleri olan dillerden biri de Arapçadır. Arapça alıntı kelimelerde görülen bazı seslerin Türkçede karşılığı yoktur. Bunlardan biri de “ayın” sesidir. Arapçaya has olan “ayın” Türkçede karşılığı bulunmamaktadır ve bu sesin Türkler tarafından telaffuz edilmesi güçtür. Dolayısıyla ayınlı bir kelimeyi Türkçenin ses sistemine uyarlamak ve söyleyişini kolaylaştırmak için bu ses ya Türkçede bulunan ve fonetik özelliklerine yakın olan başka bir sese dönüşür ya da kullanımdan düşer ve bu durum başka ses olaylarına yol açar. Böylece içinde “ayın” sesi bulunan kelime, asıl dildeki yapısı etkilenerek farklı bir şekil alır. “Ayın”ın yol açtığı bu tür ses olayları, bütün çağdaş Türk lehçelerinde aynı değildir. Bir lehçede genel olarak bir ses olayına sebep olmasına karşın, diğer lehçelerde birden çok ses olayına sebep olmaktadır. Ayrıca uğradığı bazı değişiklikler bir lehçeye mahsus kalıp çok az kelimede ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, çağdaş Türk lehçelerinde, yer yer bu lehçelerin bazı ağızlarına da işaret ederek Arapça alıntı kelimelerin başında, ortasına ve sonunda yer alan gırtlak ünsüzü “ayın”ın sebep olduğu ses olaylarını örneklerle birlikte tespit etmeye çalıştık.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightÇİN MÜSLÜMANLARIMervenur Lüleci Karadere1,36 milyar nüfusu ile dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’de Müslümanların sayısının 28 milyon olduğu ifade edilse de uzmanlar bu rakamın manipülasyona açık olduğunu belirtmektedir. Zira 1936 yılında 47.437.000 ile ülke nüfusunun %10’unu teşkil eden Müslümanların sayısının 1953’te 10 milyon olarak açıklanması, 2000 yıllında ise 20 milyona yükselmesi soru işaretlerine yol açmaktadır. Bu, genel olarak Çin’de sadece çoğunluk olarak Müslüman olan etnik grupların bu sayıya dâhil edildiğini, bunun dışında kalan ve genel çoğunluğu gayrimüslim olan etnik gruplara mensup Müslümanların sayısına bakılmadığı gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Ülkedeki nüfus artış hızı ve tarihsel gelişmeler göz önüne alındığında 2010 yılı ülke nüfusu 1936 yılı ülke nüfusunun üç-dört katına ulaşan Çin’de Müslüman nüfusunun da aynı artış hızı ile yaklaşık 100-150 milyon olması beklenir.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightSALÂLAR KİMİN İÇİN OKUNUYOR/ ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYORDursun Ali TökelFakat pek azımız bu soru cümlesinin 17. Yüzyılın başlarında ölen İngiliz şair ve papaz John Donne'ye âit olduğunu biliriz." Sabahın erken saatleri… Uzaktan ve derinden bir salâ sesi geliyor. Anlaşılan birisi daha öte âleme göçtü. Bu salânın birisinin öldüğü anlamına geldiğini nerden anlıyorum? Tabii ki gelenekten, inançtan. Kültürümüzde birisi öldüğü zaman bu, salâ ile duyurulur. Birazdan bir salâ sesi daha geliyor. İçimi bir merak kaplıyor, acaba ölenler kimler? Bizim mahallenin camiinde okunuyor salâ, buralardan biri olmalı. Merakı tatmin mümkün değil, minareden kimin öldüğü duyuruluyorsa da pek anlamıyorum, anlasam da zaten tanımıyorum. Bırak mahalleliyi apartmandakilerden bîhaberiz. Okunan salâdan kendimize bir pay çıkarıyor muyuz? Yani "bir gün bizim de salâmız okunacak, birileri bunu dinleyecek, acaba ne kadar ilgilenecek, merak edecek mi?" diye sorduğumuz oluyor mu hiç? Çanlar Kimin İçin Çalıyor? "Çanlar Kimin İçin Çalıyor" cümlesi hemen hepimizin aklına "acaba sıra kimde?" sorusunu getirir. Tehlikeli bir durum vardır, bu durumdan pek çok kişi zarar görmüştür. Acaba şimdi bu tehlikeli duruma maruz olma sırası kimdedir? Bazılarımız bu cümlenin bir roman adı olduğunu bilir. Çanlar Kimin İçin Çalıyor başlığını taşıyan, 1940 yılında kaleme alınan bu roman, 1954'te Nobel ödülü alan, aynı zamanda İhtiyar Adam ve Deniz adlı dünyaca ünlü romanın da yazarı, 1961'de intihar eden Amerikalı yazar Ernest Hemingway'a aittir. Bu eser İspanya iç savaşında savaşan askerleri konu olmakta ve ana tema olarak roman kahramanlarının ölümlerini sorgulamalarını işlemektedir. Fakat pek azımız bu soru cümlesinin 17. Yüzyılın başlarında ölen İngiliz şair ve papaz John Donne'ye âit olduğunu biliriz. 12 yaşında Oxford'a, 14 yaşında Cambridge'e giren, pek çok dil bilen, önceleri gezgin bir seyyah ve ehl-i keyfken sonraları coşkulu bir vâiz ve hatip olan Donne, vaazlarıyla çok büyük bir hayran kitlesi kazanmıştı:
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightKAZAK DİYALEKTOLOJİ SÖZLÜĞÜ’NDE ARAPÇA VE FARSÇADAN GEÇEN KELİMELERDEKİ SES OLAYLARIZhumagali IbragimovKAZAK DIYALEKTOLOJI SOZLUGU NDE ARAPCA VE FARSCADAN GECEN KELIMELERDEKI SES OLAYLARI, 2019
Arabic and Persian languages affected Kazakh Turkic dialect as well as the other Turkic dialects. The reason behind the acquisition of Persian words, in the Kazakh and Turkic dialects, is the geophraphic proximity of Iranians to Turkic settlements. On the other hand, Arabic words entered into the Turkic dialects at the time when the Turks started accepting Islam. This situation was also reflected in Kazakh Turkic. While the quoted words taken from Arabic entered Kazakh Turkic under the influence of Islamic religion, the quoted words taken from Persian were transferred to Kazakh Turkic due to various reasons such as geographic location, political, commercial and war. These words, which are used for a long time, are now specific to Kazakh with their spelling and saying. However, the Kazakhs expressed those foreign words they received based on their voice characteristics, dialect and thoughts. Thus, the sounds in the Arabic and Persian words were exposed to a number of sound phenomena and became appropriate with the Kazakh saying. Therefore, Arabic and Persian words in Kazakh Turkish has undergone important changes in terms of sound and meaning of their original form. In this study, the process of importing Arabic and Persian quoted words into Kazakh Turkish, the reasons for the advanced adaptation of the received words and the phonetics in Arabic and Persian and semantic changes were evaluated based on the Qazaq Tiliniñ Aymaqtıq Sözdigi (Kazakh Regional Dictionary). Thus, it is aimed at explaining the manifestations of Arabic and Persian in Kazakh Turkish, which are the languages in which Turkish lived as a neighbor for thousands of years or because of various social events.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightERİŞİLEBİLİR KENTLER İÇİN İZLEME ÇANKAYA İLÇESİ ÖRNEĞİCoşkun GÖKdownloadDownload free PDFView PDFchevron_rightKİLLİ ZEMİNLERİN KİREÇ ile İYİLEŞTİRİLMESİFurkan PartiKarayolu-köy yolu yapımı, demiryolları, hava alanları, orman yolları, bina inşaat alanları, park alanları, organize sanayi bölgeleri, maden ocak yolları, bataklık alanlar ve fabrika alanları gibi bir çok altyapı çalışması yapılan yerlerde zeminin killi ve taşıma gücünün düşük olması nedeniyle nakliye ve ulaşımda zorluklar yaşanmakta ve bu sebeplerle şantiyelerde çalışmalar durma noktalarına gelebilmektedir.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightKISA SÛRELER TÜRKÇE MEALİAhmet Furkan UzunKISA SÛRELER TÜRKÇE MEALİ, 2025
Fatiha suresi ve Duha suresinden sonraki surelerin yer aldığı toplamda 23 surenin yer aldığı çeviri çalışması.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightNEHİRLER, KIYILAR, LİMANLAR VE KENTLERVeli KöseAnahtar Kelimeler: Nehir • Liman • Kestros • Eurymedon • Rhein • Nehir Taşımacılığı • Maiandros Nehir Gemileri • Phasis • Keramik Üretimi Özet: Nehirlerin hem kentlerin kurulum aşamasında hem de ilerleyen yıllarındaki sosyal, ekonomik ve politik gelişiminde ne kadar önemli rol oynadıkları diğer çalışmalara göre gözardı edilmiştir. Özellikle Anadolu'da Kestros (Aksu), Eurymedon (Köprüçay), Maiandros (Büyük Menderes) gibi orta ve büyük ha-cimli bazı nehirler ve bunların çevresinde kurulan kentler incelendiğinde, nehir kenarlarında kurulmuş kent-lerin de tıpkı deniz kıyısındaki kentler gibi dinamik ve zengin bir gelişim göstermiş oldukları anlaşılmıştır. Deniz ile iç bölgelerdeki ticaret ve siyasi gelişimde nehir limanları trafiği önemli rol oynamıştır. Küçük Asya dışındaki Rhein, Guadalquivir ve Phasis gibi nehir ve çevre yaşamlarına bakıldığında tüm bu nehirlerde ortak bazı özellikler tespit edilmiştir. Örneğin nehirler sadece ağaç endüstrisi ile tarım ve hayvancılıkla kalmayıp, aynı zamanda keramik endüstrisi için önemli bir malzeme ve taşımacılık kaynağı oluşturmuşlardır. Ayrıca nehirler hem sınır, hem de çevresinde yaşayan halklarca etnik bağlılık göstergesi görevi üstlenmişlerdi. RIVERS, COASTS, HARBORS AND CITIES Abstract: The extent to which rivers played a role during the establishment of cities, and later, in social, economic and political development has been somewhat overlooked. This is especially the case in Anatolia where cities founded close to rivershave been researched, such as Cestrus (Aksu), Eurymedon (Köprüçay) and Maiandros (Büyük Menderes). These riverside cities have demonstrated a dynamic and fruitful development, much in the same way as cities located on the coast. Indeed, the traffic involved in trade and political development with the sea and the interior is of considerable importance. If one compares river and the life associated with them in areas outside Asia Minor, such as the Rhein, the Guadalquivir and the Phasis river systems, some common characteristics can be identified within these regions. For example, rivers were not only associated with the timber industry, agriculture and livestock, but were also an important means of transportation for the pottery industry. In addition, rivers served both as a frontier and an indicator of ethnic loyalty to the people living around them.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightSee full PDFdownloadDownload PDF
Loading Preview
Sorry, preview is currently unavailable. You can download the paper by clicking the button above.
Related papers
KİLİSENIN CESUR DUSMANLARI : HERETİKLERDerya Gürtaş DündarTarih, insanlığın ortak hafızasıdır. Binlerce yıllık bu hafıza; binlerce yıllık insana dair iyi-kötü, acı-tatlı her şeyin kayıtlarını tutar ve bir sonraki kuşağa aktarılarak her daim aktif bir işlev görür. Bu hafıza içerisinde şüphesiz ki zalimler ve mazlumlar ayrı bir yer tutar. Özellikle inancı, mezhebi ya da fikirleri için dini ve siyasi otoritelerce bedensel ceza ve işkencelere maruz
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightDAĞLARIN VE NEHİRLERİN SESSİZ SÖZÜ -ZEN VE ŞİİRMayis AruZen ustası Ch'ih-chueh (Wanshi Shōgaku; 1091-1157 12. yüzyılda şöyle diyordu: Zen yolunun iflasının sebebi derin bir marifete ulaşmamış öğretmenlerin öğrencilerini zapt etmek için özlü sözler yumurtlayıp bilgileriyle caka satmaları ve içlerinde büyük bir arzu taşımayan öğrencilerin herkesin pek rağbet ettiği tuhaflıkları ve mevcut gelenekleri izleyerek entelektüel bilgi ve lafebeliğine saplanıp kalmakla yetinmeleridir... Bugün 'öğretmenler' ve 'öğrenciler'in birbirini ayartmaktan başka bir şey yaptığı yok. 'Lafebeliği'ne gelince; Yuehlin'in de dediği gibi 'Yüzde doksan isabetli atıştansa sessizlik bin kat yeğdir.'
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightKAZAK TÜRRÇESİ AĞIZLARINDA YER ALAN KAZAKÇA VE MOĞOLCA KELİMELERDEKİ SES OLAYLARIZhumagali IbragimovXI. ULUSLARARASI TÜRKOLOJİ KONGRESİ TÜRKOLOJİ VE TÜRK DÜNYASI BİLDİRİLERİ KİTABI, 2025
Bu çalışmada, Kazak ağızlarında yer alan Moğolca kökenli kelimelerde meydana gelen ses değişimleri ve dönüşümler üzerinde durulacaktır. Araştırmada, ses olaylarının ortaya çıkışına etki eden tarihî, coğrafi ve sosyokültürel faktörler göz önünde bulundurularak, seslerin nasıl dönüştüğü ve hangi kurallara bağlı olduğu analiz edilecektir. Ayrıca, Kazak ağızlarının özgün fonetik özellikleri ile Moğolcanın ses yapısı arasındaki farklılıklar ve benzerlikler ortaya konulacak; bu bağlamda ses olaylarının dil tarihindeki rolü ve işlevi değerlendirilecektir. Çalışma, iki dil arasındaki tarihî ve dilbilimsel bağlantıları ses bilimsel açıdan açıklığa kavuşturmayı hedeflemektedir. Böylelikle, Kazak ağızlarında görülen Moğolca kökenli ses olaylarının kapsamlı bir haritası çıkarılarak, dilsel etkileşim süreçlerine ışık tutulacaktır.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightTARİHİ KUZEY DOĞU TÜRK DİLİ ESERLERİNDE SES SÖZ VARLIĞIBüşra AdiyamanEğitim Yayınevi, 2024
Ses, yaşamımızda oldukça önemli bir role sahiptir. Hayatımızdaki birçok aktiviteyi sesler aracılığıyla ifade ederiz. Ses, temel anlamda kulağın duyabildiği titreşimleri ifade ederken, mecaz anlamda duygu, düşünce veya davranış karşısında uyanan ruhsal tepkiyi temsil eder. Araştırmada, günlük yaşamda ve eski dönem eserlerinde önemli bir rol oynayan “ses” kavramının kelimedağarcığıaçısındanzenginliği,belirlenenvesınırlarıçizilenOrtaTürkçe dönemieserleriüzerindenincelenmiştir.Budönemeaiteserlertaranarakfişleme yöntemiyle elde edilen kelimeler ve eylemler, çalışmada madde başlıkları altında ele alınmıştır. Madde başlıklarında yer alan ve belirli kategorilere ayrılarak temsil edilen sesle ilgili kavramların taranan eserde geçtiği yerler tanıklarıyla birlikte örneklendirilmiştir. Bu örneklemeler, çalışmanın hacmini ve kapsamını artırmak için en fazla 5 tanığa odaklanmıştır; ancak tanıkların genelinde önemli görülen cümleler bulunduğunda örneklendirme 7 ya da 8’e çıkarılmıştır. Etimolojik sözlüklerden de faydalanılan çalışmada, kelimenin kökenine de atıfta bulunulmuştur. Ayrıca, madde başlıklarında yer alan isimler ve fiiller, art zamanlı olarak ve uygun görülen tematik tasniflerin alt başlıkları altında okuyucuya sunulmuştur. Çalışmanın sonuna ise dizin eklenmiştir.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightİBN CİNNÎ’YE GÖRE SES, HARF, HAREKE ve HURÛFU’L-MU‘CEM KAVRAMLARIİsmail Temiz2020
Bu makale, en az iki hakem tarafından incelendi ve intihal içermediği teyit edildi. / This article has been reviewed by at least two referees and scanned via plagiarism software. http://dergipark.gov.tr/omuifd
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightKENTİN CİNSİYETLİ MEKÂNLARINDA TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİT(SİZ)LİĞİnezire özgeceMİMARCA (KTMMOB Mimarlar Odası), 2022
Kentler, toplum bireylerinin farklılıklarıyla bir arada olduğu mekânlardır. Kent kaynaklarından eşit derecede yararlanma ve kentsel mekânlara eşit derecede erişim, toplum bireylerinin ‘kent hakkı’ olarak tanımlanır. Kent hakkı bağlamında özellikle öne çıkan kamusal mekânlar, bir yandan toplumsal eşitliğin simgesi olurken bir yandan da toplumsal eşitsizlikleri deşifre eden alanlar olabilmektedir. Özellikle geleneksel toplumlarda kamusal alanın toplumsal cinsiyet eşitliği açısından tarafsız bir yer olduğunu söylemek çok zordur. Geleneksel toplum yapılarında, erkeğin kamusal alana ait bir özne, kadının ise özel alanın doğal bir parçası olduğu mekânsal ve cinsiyetçi bir hiyerarşik sistem görülmektedir. Cinsiyet rollerinin mekânlar ile özdeşleştirildiği bu tip toplumsal yapılarda toplumsal cinsiyet eşit(siz)liği sorununun gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sadece kadınlara özgü bir sorun gibi algılanmakla birlikte, temelinde ayrımcılık olduğu için aslında toplumsal bir sorundur. Dolayısıyla, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadınlar gibi toplumdan ayrıştırılan diğer tüm ‘ötekiler’in ortak sorunudur. Bu çerçevede çalışma, toplumsal cinsiyet rollerinin ortaya çıkardığı cinsiyetli mekânlarla görünür hâle gelen toplumsal cinsiyet eşit(siz)liğini kamusal alan – özel alan hiyerarşisi üzerinden ele almaktadır. Ayrıca, kadınlar özelinde ‘ötekiler’in kentsel kamusal alanlardaki deneyimleri ve bunun Kıbrıs Türk toplumundaki karşılığı da bu çalışma kapsamında tartışılan konulardır.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightSESSİZ KÖPRÜLER, GÜRÜLTÜLÜ ÇATIŞMALAR KUŞAKLARIN GİZLİ HARİTASIİmdat Demir —filozofkirpiHETEROBİLİM OKULU — HETEROSCIENCE SCHOOL, 2026
ÖZET Bu çalışma, kuşakları biyolojik yaş aralıklarıyla değil; tarihsel kırılmalar, toplumsal yükler ve iktidar ilişkileri üzerinden ele alan eleştirel bir kuşak otopsisidir. Boomer, X, Y ve Z kuşakları; ayrı dünyaların insanları olarak değil, aynı yapısal krizlerin farklı zamanlarda ve farklı yoğunluklarda taşıyıcıları olarak incelenir. Metnin temel iddiası, kuşaklar arası çatışmanın bireysel bir anlaşmazlık değil, sistemsel sorunların kuşaklar üzerinden dağıtılması olduğudur. Boomer kuşağı, otorite, emek ve istikrar üzerinden kurduğu dünyayı savunurken; X kuşağı, bu düzenin yükünü sessizce taşıyan, analogdan dijitale, oradan yapay zekâ çağına geçişte köprü rolü üstlenen kritik bir eşik kuşak olarak konumlanır. X kuşağı, hem hafızaya sahip olması hem de yeni teknolojilere uyum zorunluluğu nedeniyle tarihsel bir yorgunluk taşır. Y kuşağı, güvencesizliğin normalleştiği bir dünyada bireysel başarı anlatılarıyla sıkışırken; Z kuşağı, dijital doğallıkla büyüyen ama gelecek fikrine karşı derin bir güvensizlik duyan bir kuşak olarak ele alınır. Metin, kuşaklar arası çatışmanın yanında nadiren konuşulan uyum alanlarını da görünür kılar: iş hayatı, aile, adalet duygusu ve ortak gelecek kaygısı. Türkiye bağlamında kuşaklar, Batı’daki gibi net çizgilerle ayrılmaz; darbeler, krizler ve bastırılmış hafıza nedeniyle iç içe geçer. Yapay zekâ ise bu ilişkileri dönüştüren yeni bir iktidar alanı olarak analiz edilir. Sonuç olarak metin, kuşakların birbirini anlamamasından çok, anlamanın bedelinden kaçındığını savunur ve sessizliğin yerine dürüst bir yüzleşmeyi talep eder. SUMMARY This study is a critical autopsy of generations, analyzing Boomer, X, Y, and Z not through biological age brackets but through historical ruptures, social burdens, and power relations. Rather than portraying generations as inhabitants of separate worlds, the text argues that they are carriers of the same structural crises, experienced at different moments and with varying intensity. Its central claim is that generational conflict is not an interpersonal problem but the displacement of systemic failures onto generational identities. The Boomer generation is examined as the builder and defender of a world grounded in authority, labor, and stability. Generation X occupies a pivotal position as a transitional cohort that silently carried this order while navigating the shift from analog life to digital systems and now artificial intelligence. Possessing historical memory yet constantly forced to adapt, Generation X bears a distinct form of exhaustion. Generation Y is shaped by the normalization of precarity, trapped between promises of individual success and structural blockage. Generation Z, while digitally native, is marked by a profound distrust toward the future rather than by indifference. Beyond conflict, the text highlights rarely discussed areas of generational alignment, such as work, family structures, shared perceptions of justice, and common anxieties about the future. In the Turkish context, generations do not follow clear-cut Western models; coups, economic crises, and suppressed collective memory create overlapping and tense generational formations. Artificial intelligence is analyzed as a new field of power that reshapes these dynamics rather than a neutral technological tool. The study concludes that generations do not fail to understand one another; rather, they avoid the cost of understanding. It ultimately calls for honesty and confrontation instead of silence, arguing that only through such reckoning can generational tensions become transformative rather than destructive.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightCEZA MUHAKEMESİ KANUNUskadas sjasdasMadde 1 – (1) Bu Kanun, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler. Tanımlar Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi, b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi, c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı, d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı, e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi, g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini, h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini, i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightHEROONLAR-MEZARLAR-KUTSAL ALANLARValeria FolFol, 2024
Heros kelimesinin kullanımının, Linear B tabletlerinde Hera'dan bahsedilmesi nedeniyle Homeros ve Hesiodos tarafından kullanılmasından çok daha önce ortaya çıktığı varsayılmaktadır 1 W.Burkert, Tunç Çağı'nda Hera ve kahramanlara mitlerde halihazırda evli olma anlamı verildiğini varsaymaktadır. "Üç kahraman" şeklinde bir kelime tanımı önerir 2. I. Morris 3 , Hera, kahramanlar ve Khora arasındaki bağlantı ve Hera'nın Mykenai'da bir bahar tanrıçası olma olasılığı ve kahramanlar-"mevsimlerin tanrıçasına ait olan" hakkındaki, çoğunlukla filologlara ait olan görüşleri gözden geçirmektedir.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightSÖZCÜKLERDE ZAMANLA OLUŞAN SES VE ANLAM AYRILIKLARIBedri SARICABu çalışmada Türk Dil Kurumunca ilk önce 1932-34 yıllarında altı cilt olarak, 1952-59 yıllarında da önceki derlemeyle birleştirilen ve 12 cilde çıkarılan “Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü”nde (D.S.) yer alan Van’dan derlenmiş sözcüklerin 2006 yılında yayınladığımız “Van Gölü Çevresi Ağızları Sözlüğü”ndeki (V.G.Ç.A.S.) anlam ve ses değişmelerini belirlemek.
downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightkeyboard_arrow_downView more papers- Explore
- Papers
- Topics
- Features
- Mentions
- Analytics
- PDF Packages
- Advanced Search
- Search Alerts
- Journals
- Academia.edu Journals
- My submissions
- Reviewer Hub
- Why publish with us
- Testimonials
- Company
- About
- Careers
- Press
- Help Center
- Terms
- Privacy
- Copyright
- Content Policy
Từ khóa » Hristiyanlarda çan Sesi
-
Çan Kulesi - Vikipedi
-
Orta Çağ Avrupası'nda Çan Geleneği - Akademik Tarih
-
çan Sesi / ÖZEL KAYIT / ( HD ) - YouTube
-
Çan Sesi –
-
ÇAN - TDV İslâm Ansiklopedisi
-
Çan Nedir Ne Için Kullanılır? - Tarih Haberleri - Sabah
-
Çan Çalmanın Tarihçesi - Türkçe Bilgi
-
Kilise çanı - Sayfa 3 - Ekşi Sözlük
-
Kilise çanı
-
Kilise çanı
-
Ezan, Çan, Hazzan - Hatay Valiliği
-
Kilise Çan Sesi Mp3 Indir
-
Kilise Can Sesi Mp3 İndir Dur