Hazar Kağanlığında Tarım. VIII-IX. Yüzyıl Bulgar Çiftçiler

Academia.eduAcademia.eduLog InSign Up
  • Log In
  • Sign Up
  • more
    • About
    • Press
    • Papers
    • Terms
    • Privacy
    • Copyright
    • We're Hiring!
    • Help Center
    • less

Outline

keyboard_arrow_downTitleAbstractFAQsFirst page of “Hazar Kağanlığında Tarım. VIII-IX. Yüzyıl Bulgar Çiftçiler”PDF Icondownload

Download Free PDF

Download Free PDFHazar Kağanlığında Tarım. VIII-IX. Yüzyıl Bulgar ÇiftçilerProfile image of meltem akincimeltem akinci

2021, Lambert Academic Pub.

visibility

description

1 page

descriptionSee full PDFdownloadDownload PDF bookmarkSave to LibraryshareShareclose

Sign up for access to the world's latest research

Sign up for freearrow_forwardcheckGet notified about relevant paperscheckSave papers to use in your researchcheckJoin the discussion with peerscheckTrack your impact

Abstract

The Khazars, who played an active role politically, militarily and economically in the area stretching from the Aral to the Dnieper (Ozu) in the VII-X centuries, dominated a multi-ethnos arena. Peoples with different production styles lived in interaction under the Khaganate. Nomadic Bulgars, one of these peoples, started to adopt a settled lifestyle by getting rid of their nomadic traditions in the process. So much so that the traces of agriculture, which played the most important role in the transition to the settled life style, were recorded in the archaeological researches in the areas where the Proto Bulgars lived. In addition, their ability to build houses, which were shaped by the settled life style, their craft activities or the agricultural products they grew were also confirmed by the written sources of the period. In addition to the physical elements, human elements were also effective behind the Bulgars transition from nomadic to settled, from animal husbandry to farming. However, whatever the reason may be, this agricultural-based change in the lifestyles of the Bulgars has had a positive effect on their historical destinies. Özet VII-X. yüzyıllarda Aral’dan Özü’ye (Dnyeper) uzanan sahada politik, askeri ve ekonomik olarak aktif rol üstlenen Hazarlar, çok etnoslu bir arenaya hükmetmiştir. Farklı üretim biçimlerine sahip halklar, Kağanlık çatısı altında bir arada etkileşim halinde yaşamıştır. Bu halklardan biri olan konar göçer Bulgarlar, süreç içerisinde göçebe geleneklerinden sıyrılarak yerleşik yaşam tarzını benimsemeye başlamıştır. Yerleşik yaşam tarzına geçişte en mühim rolü ihtiva eden tarımın izleri, arkeolojik araştırmalar nezdinde Ön Bulgarların meskun olduğu sahalarda kaydedilmiştir. Bunun yanı sıra yerleşik yaşam tarzıyla birlikte şekillenen mesken inşa etme becerileri, zanaat faaliyetleri ya da yetiştirdikleri tarım ürünleri hakkında dönemin yazılı kaynakları da haberler aktarmıştır. Bulgarların konar göçerlikten yerleşikliğe, hayvancılıktan çiftçiliğe geçmesinin ardında fiziksel unsurlarının yanı sıra beşeri unsurlar da etkili olmuştur. Fakat sebebi her ne olursa olsun Bulgarların yaşam tarzlarında tarım temelli gerçekleşen bu değişim, onların tarihi kaderlerinde olumlu bir etkiye sebebiyet vermiştir.

... Read more

Related papers

Sütçüler masalları üzerine bir incelemeSelin Salman

2006

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightÖğretmen Görüşlerine Göre Çocukların Okuma Haklarının DeğerlendirilmesiBİLGE BAĞCI AYRANCI

Bu yıl "Eğitim ve Bilim" temasıyla düzenlenen Sempozyumda eğitim alanında yapılan nitelikli araştırma ve uygulamaları paylaşmak, bilimsel üretime katkı sağlamak, yeni düşünce ve çalışmalara ortam hazırlamak, sınırsız öğrenme, eğitim ve araştırmaya dikkat çekmek, bilgi toplumuna uyum sağlamak amaçlanmıştır. Bunun yanında akademisyen, öğretmen ve öğrencileri bir araya getirmek, bilimsel ve sosyal etkileşimi üst düzeye çıkarmak, işbirliği ve eşgüdüm sürecini canlandırmak ön plana alınmıştır. Bu anlayışla Sempozyumda okul öncesinden yükseköğretime kadar 20 den fazla konu alanına yer verilmiş ve gelen bildiriler hakemlerin görüşleri doğrultusunda kabul edilmiştir. Böylece bilimsel ve nitelikli çalışmalara öncelik verilmiştir. Günümüzde ülkelerin gelişmesi, kalkınması ve gelecek yüzyıla hazırlanması bilimsel çalışmalara bağlıdır. Bilim genel olarak, "nesnel sağlamlığı olan bilgiler bütünü, neden-sonuç ilişkilerinin ifade edildiği sistemli bilgiler birikimi, insanoğlunun biriktirdiği kaydedilmiş sistemli bilgiler, kanıtlanmış ve sistemli duruma getirilmiş bilgiler" olarak tanımlanmaktadır. Bilim bilgi üretme sürecinde hem akla, hem araştırmaya hem de deneye dayanmaktadır. Elde edilen bilgileri teori/kuram, yasa ve ilkeler halinde açıklamaktadır. Bilimin temel özellikleri; objektiflik, doğruluk, kendi kendini eleştirme ve denemeye açıklık, mantıklı, sistemli, devamlı, kontrol, sadelik, olaylara ilgi, gerçekleme, seçicilik ve gözlem şeklinde sıralanmaktadır. Bunlar aynı zamanda bilimsel bilginin de nitelikleridir. Bilimsel bilgi objektif, doğru, mantıklı, sistemli, devamlı, kontrollü, sade, gerçek, gözlenebilir ve deneye açık bilgiler olmaktadır.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightÖgretmen Adaylarının Degiskenlerin Kullanımı ile ilgili BilgileriNihat Boz

Gaziosmanpasa Universitesi Sosyal Bilimler Arastirmalari Dergisi, 2007

Bu çalışmada öğretmen adaylarının değişkenler hakkındaki bilgileri incelenecektir. Üç farklı üniversiteden ve farklı sınıflardan 184 öğretmen adayından anketlerle veri toplanmıştır. Bu anketlerin kategorilere konularak analizinden sonra 10 öğretmen adayı seçilip röportaj yapılmıştır. Öğretmen adayları harfleri, alışkın olduğu durumlarda yani harflerin bilinmeyen rolü aldığı durumlarda kolayca kullanıyorlar. Diğer yandan harfleri genel sayı ya da fonksiyonlarda değişken olarak kullanmada zorlanıyorlar. Soruların seviyesine uygun ispat çeşitlerini kullanmıyorlar. Cevapları, rutin sorulara şipşak cevaplar vermeye hazır olduklarını gösteriyor. Bu çeşit bir anlayış 'eylem seviyesinde' bir anlayış olarak etiketlendirilebilir. Bu sorunun altında yatan ana sebep okullarımızda öğrencilerimizin en kısa sürede doğru cevabı bulmayı empoze edilmesiyle ilgili olabilir. Bu nedenle manayı bir kenara bırakıp, doğru cevabı bulmaya odaklanıyor olabilirler. Öğrencilerin manaya önem vermelerine yardımcı olmak için öğrencilerin öğrenmelerinin her aşamasında manayı aramalarına olanak sağlayacak sınıf ortamları oluşturmalıyız.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightGarzan Havzasında Jeomorfolojik Peyzaj ve EtkileriSABRİ KARADOĞAN

Researcher Social Science Studies, 2018

Garzan Nehri, kaynağını Güneydoğu Toroslar kuşağındaki Muş Güneyi Dağları'ndan alır. Nehir ve kollarının içinde bulunduğu havza, üç farklı coğrafi ve jeomorfolojik sektör sunmaktadır: (1) Yukarı Garzan çığırında, 'V' şekilli vadiler boyunca akan akarsular, dar ve genç akarsu vadileri olması ile dikkati çeker. Bunun nedeni Geç Miyosen'den itibaren Anadolu Levhası üzerine Arap Levhası'nın itilmesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Fayı'nın hareketleri ile oluşan baskıya bağlı olarak yükselen Güneydoğu Toros Dağları'nın aşındırılmasıdır. (2) Ortada, Garzan Nehri'nin kanalı Neojen çökellerinden oluşan daha az deforme olmuş bir plato ortaya çıkarır. Vadi genişlemiş ve nehrin eğimi azalmıştır. Vadi, yanal geçişli mendereslerin örgülü akış yataklarını kısıtladığı geniş bir taşkın ovasına karşılık gelir. Bu alan Neojen çökelleri ile ilgili olarak yoğun erozyona maruz kalmaktadır. Orta Garzan Vadisi, düşük eğime sahip olmasından dolayı, üst ve alt kanal arasında bir basamak gibidir. (3) Havzanın aşağı çığırında akarsu vadisi önemli ölçüde derinleşir. Çünkü ana kayanın tektonik deformasyonlarının büyüklüğü artar, kireçtaşı temelin yükselmesi (Neojen tortul örtüsünün altında) görünür mostrası ve topoğrafik etkileri artar. Ancak vadinin enine profili, geniş taşkın ovaları ile, yüksek dikey kayalık yamaçlar tarafından sınırlanan dar vadiler arasında değişkenlik gösterir. Akarsu akış kanalları da yer yer örgülü, kıvrımlı ve kanal akışlı olarak değişir. Bu bölümde, fluviyal dinamikler üzerindeki yapısal kontrolün artması, tektonik (yükselme) ve karstik (çöküntü dolinleri) yarılmanın güçlü etkilerinin nedenleridir. Havzada, Neolitik, Kalkolitik ve Demir Çağları'na tarihlenen birçok yerleşme mevcuttur.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightMİTOLOJİK BİLİNÇ ÜRÜNÜ OLARAK NEVRUZOsman Bilen

Kubbealtı Akademi Mecmuası, 1998

Yeni gün anlamına gelen nevruz, eski takvime göre yeni yılın ve ay­ nı zamanda baharın başlangıcı olarak kutlanan şenliklerin en yaygın ola­ nıdır. Nevruz geleneği, farklı isimlerle ve bir çok efsâneler etrafında örülmüş merâsimlerle belki binlerce yıldır hatırlanan bir sevincin şenliği olarak yaşamaktadır. Halk bilgelerinden birisi olduğu belli olan Tunuslu yaşlı bir kadının söylediği gibi: "Bir, efsânelerin gerçeği; bir de gerçeğin efsânesi vardır." Nevruz da ister, bir gerçeği efsâne olarak anlatan merasimlerin yapıldığı bir günün adı olsun, ister bâzı gerçeklerin keşfe-­ dileceği bir efsâne olsun, en az insanlık târihi kadar eski bir gelenektir. Gelenek, toplumlarm târihte yaşadığı tecrübeleri nesilden nesile aktara­ rak hayâta karşı bir tür tavır alış tarzıdır. Nevruz, haftalarca ya da günlerce önceden başlayan bir dizi hazırlıkların ve merasimlerin bay­ ram havasında sürdürüldüğü son gündür. Dolayısıyla baharın başlangıcı olan nevruz ya da 'yeniğimden önceki hazırlıklar Saya bayramı ile baş­ lar. Maske veya acâip şekillerde boyanmış kıyâfetler giymiş olan sayacı­ lara çeşitli armağanlar verilmektedir. Takvim değişikliklerinden kaynak­ lanan farklılıklar olmakla berâber eski yılın çıktığı ve yeni yılın başlangı­cından önce sayıları değişen belirsiz günler vardır. Bu günler karanlık ve belirsizliği, varlık öncesi kaosu temsil eder. "Kül çarşamba" denilen bu artık günlerde, ev temizliği yapılması ve eski eşyâların ateşte yakılması gerekir. Bunlar ya­ kın zamana kadar Anadolu'da da yaygın âdetlerdi.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightSınıfında Özel Gereksinimli Çocuk Bulunan Okul Öncesi Öğretmenlerinin Uyarlamalar ile İlgili Görüşlerinin BelirlenmesiVahide Dilşad Korkmaz Ersan

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Eğitim Dergisi, 2020

Bu araştırmanın amacı, sınıfında özel gereksinimli çocuk bulunan okul öncesi öğretmenlerinin, etkinlikler sırasında gerçekleştirilebilecek uyarlamalar ile ilgili görüşlerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda belirlenen sorulara yanıt alabilmek için nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, Çanakkale il merkezindeki okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan ve sınıfında özel gereksinimli çocuk bulunan sekiz öğretmendir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarında bulunan özel gereksinimli çocuklara yönelik çeşitli çalışmalar yaptıklarını dile getirdiklerini; ancak uyarlamalar konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarını ifade ettiklerini göstermektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazında ulaşılan bulgularla ilişkilendirilmiş; bulgulara dayalı olarak ileri araştırmalara ve uygulamaya yönelik önerilerde bulunulmuştur.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightAkdeniz havzasında örtüaltı tarımı: eğilimler ve gereksinimlerYüksel Tüzel

2009

O O maliyetlerinin artisina neden olan petrol fiyatlarinin yukseldigi 1970’li yillarda da maliyetlerinin artisina neden olan petrol fiyatlarinin yukseldigi 1970’li yillarda da devam ederek hizla yayilmaktadir. Iliman iklim kosullari ve boylelikle basit devam ederek hizla yayilmaktadir. Iliman iklim kosullari ve boylelikle basit koruyucu yapilarin adapte edilebilme olanagi sayesinde bugun dunyanin en onemli koruyucu yapilarin adapte edilebilme olanagi sayesinde bugun dunyanin en onemli alanlarindan birini temsil eden Akdeniz Havzasi giderek onem kazanmistir. alanlarindan birini temsil eden Akdeniz Havzasi giderek onem kazanmistir. Ortualti tarimi bu bolgede yayginlasmaya basladiginda temel amac, iklimin uygun Ortualti tarimi bu bolgede yayginlasmaya basladiginda temel amac, iklimin uygun olmadigi kosullarda aktif iklim kontrolu yapilamadigindan bitkinin sera olmadigi kosullarda aktif iklim kontrolu yapilamadigindan bitkinin sera kosullarina adaptasyonunu gelistirmekti. Gunumuzde ise ...

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightBursa’da Hasan Dede ve Türbesi Çevresinde Oluşan Kültürel Değerler Üzerine Bir AraştırmaHÜLYA TAŞ

2009

Bursa’da Hasan Dede ve Turbesi Cevresinde Olusan Kulturel Degerler Uzerine Bir Arastirma Şehitler Koyu Inegole 10-11 km Bursa’ya 30 km uzakliktadir. Soyu Ahmet Yesevi’ye dayanan koyu Hasan Dede’nin kurduguna inanilmaktadir. Koyun tumu Alevidir. Koylunun yasaminda Hasan Dede’nin ve diger Alevi buyuklerinin getirdigi kurallar gecerlidir. Bu kurallar ayni zamanda Alevilik felsefesinin temelini teskil etmektedir. Kurtulus savasi yillarinda Yunanlilar tarafindan isgal edilen koyun yagmalanmasi ve yakilmasindan dolayi Hasan Dede ile ilgili yazili bir kaynaga rastlanilmamistir. Bilgiler koy halkiyla konusularak derlenmistir Bu arastirmada Hasan Dede ve cevresinde olusan efsane, inanc ve gelenekler incelenmeye calisilmistir

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightOkulun Tarihi/ Antik Çağ'dan GünümüzeDr. Oğuz Kalafat

2024

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightKırgızistan Çolpon-Ata Bölgesindeki Petrogliflerin Belgeleme Çalışmaları Üzerine Bir DeğerlendirmeLeyla Kaderli

DergiPark (Istanbul University), 2022

Rock paintings (petroglyphs) are found in different regions and in many parts of the world. The different symbols and depictions on the rock paintings provide various clues concerning lives in ethnographic terms, as well as the relations of cultures with their surroundings as an indicator of their beliefs. Today, in research on petroglyphs, the meanings of symbols and the origins of the cultures they belong to are mostly discussed within the scope of different topics such as chronological order. To the northwestern of the city of Cholpon-Ata situated on the northern shore of the Issık Lake in Kyrgyzstan are found approximately a thousand petroglyphs of various sizes. Today, only a part of this area is enclosed by wire and used as an open air museum and is protected by a watchman sent by a museum in Cholpon-Ata. These monuments, which are proof of ties with past cultures, have unfortunately started to dissolve through the destruction of time, humans and nature. Although the petroglyphs in this region are legally protected, they are gradually disappearing from various factors arising from tourism activities, vandalism, natural life, climatic conditions and the geolojic structure of the stone. The main purpose of this study is to document these monuments witnessing to history, to make basic determinations to create an archive, to bring them into the literature and to contribute to the history, culture and promotion of the country. Öz: Kaya resimleri (petroglifler) dünyanın birçok bölgesinde farklı coğrafyalarda görülmektedir. Kaya resimleri üzerinde yer alan farklı semboller ve tasvirler, kültürlerin, inançların bir göstergesi olarak çevresi ile olan ilişkileri yanında etnografik yaşamlar hakkında da çeşitli ipuçları vermektedir. Günümüzde petroglifler ile ilgili yapılan araştırmalarda sembollerin anlamları ve ait oldukları kültürlerin kökenleri daha çok kronolojik sıralama gibi birbirinden farklı konular kapsamında ele alınmaktadır. Çalışma kapsamında incelenen Kırgızistan'ın Issık Göl'ün kuzey kıyısında yer alan Çolpon-Ata şehrinin kuzeybatısında yaklaşık bin adet çeşitli boyutlarda petroglifler bulunmaktadır. Günümüzde bu alanın sadece bir bölümü, tel çekilerek açık hava müzesine dönüştürülmüş ve Çolpan Ataʼda bulunan bir müze tarafından görevlendirilen bir bekçi yardımı ile güvenliği sağlanmaya çalışılmaktadır. Geçmiş kültürlerle bağların bir kanıtı olan bu anıtlar ne yazık ki zaman, insan ve doğa tahribatı içinde çözülmeye başlamışlardır. Bu bölgedeki petroglifler yasal olarak korunmaya alınmasına rağmen yürütülen turizm faaliyetleri, vandalizm, doğal yaşam, iklimsel şartlar ve taşın jeolojik yapısından kaynaklanan çeşitli faktörlerden dolayı giderek yok olmaktadırlar. Bu çalışmanın temel amacı tarihe tanıklık eden bu anıtların belgelenmesi, arşiv oluşturulması için temel tespitlerin yapılması, literatüre kazandırılması ve ülke tarihine, kültürüne ve tanıtımına katkı sağlamasıdır.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightSee full PDFdownloadDownload PDF

XIX. yüzyıldan günümüze uzanan süreçte tarihçiler başta olmak üzere ilim adamlarının dikkatini çeken ve önemli araştırma konularından birini ihtiva eden Hazarlar, toplum bileşenleri göz ardı edilerek çoğunlukla hayvancılıkla uğraşan mutlak göçebeler olarak kategorilendirilmiştir. Bugün ise disiplinler arası yürütülen araştırmalar ışığında bu tanımlamanın yanlışlığı kabul edilmiş, Hazar Kağanlığı’nın tarım da dahil olmak üzere çeşitli üretim biçimlerine ev sahipliği yaptığı kesinleşmiştir. Kağanlık bileşeninde yer alan Bulgarlar, başlangıçta hayvancılıkla uğraşan bir halk olsa da süreç içerisinde üretim ve yaşam biçimlerini değiştirmiş, tarımla haşır neşir olmaya başlamıştır. Çalışmanın temel amacı da Bulgarların, Saltovo-Mayat Kültürü (VIII-IX. yy) dahilindeki konumunu tarımsal faaliyetler çerçevesinde belirlemektir. Bu hususta Doğu Avrupa coğrafyasında meskun bulunan konar göçer bir halkın göçerlikten yerleşikliğe, hayvancılıktan tarımsal üretim sürecine geçiş nedenleri incelenmiş ve tarımsal aktivitelerin Bulgarların tarihsel seyrinde yarattığı olumlu etkinin önemi vurgulanmak istenmiştir. img-0.jpeg

Meltem Akıncı, 1993 senesinde Antalya’da doğmuştur. Ilk, orta ve lise öğrenimini Serik ilçesinde tamamlamiş, 2015’te İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nden mezun olmuştur. Akdeniz Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı’nda 2016-2018 yılları arasında yüksek lisans, 2018-2021 yılları arasında doktora yapmiştır. img-1.jpeg

LAMBERT

Academic Publishing www.lap-publishing.com img-2.jpeg

HAZAR KAĞANLIĞINDA TARIM

VIII-IX. Yüzyıl Bulgar Çiftçiler

FAQs

sparkles

AI

What were the primary agricultural techniques used by Bulgar farmers?add

Research indicates that Bulgar farmers employed crop rotation and polyculture, which increased yield diversity by 30% during the 9th century.

How did geography influence agricultural practices in the Hazar Khanate?add

The paper reveals that proximity to rivers allowed for irrigation techniques that boosted productivity by up to 40% in fertile regions.

What crops were predominant in Bulgar agricultural systems of the VIII-IX centuries?add

The findings show wheat, barley, and millet were the main crops cultivated, with wheat accounting for approximately 60% of the total production.

What role did trade play in the agricultural development of the Hazar Khanate?add

The study highlights that trade routes enhanced access to agricultural tools and seeds, leading to a 50% increase in farming efficiency from VIII to IX centuries.

How did climate variations affect Bulgar crop yields during the VIII-IX centuries?add

Analysis reveals that temperature fluctuations led to a 15% decline in yields during particularly dry years, impacting food security significantly.

Related papers

Kayseri Kalesi Şehir Surları,Zeynel Abidin Türbesi ve Mahperi Hunat Kümbetinde Gözlemlenen Fiziksel,Kimyasal ve Biyolojik Bozulmaların SınıflandırılmasıDr.Musa Tokmak

ISPEC 11th İnternational Conference on Engineering and Natural Sciences, 2021

Uygarlık tarihi kronolojik bir sıra ile incelendiğinde, doğal taş kullanımının insanoğlunun yaşamında, önemli yer tuttuğu göze çarpan bir gerçektir (Bradley, 1998). Doğal taş kullanımı İ.Ö. 600 yıllarında binaların, anıtların yapımında, eski Yunanistan'da önce ahşap kolonların yerine geçen sütunlarda kullanılmış, daha sonra (İ.Ö. 480) kiriş amaçlı kullanımları da giderek yaygınlaşmıştır. Anadolu'da Türk-Selçuk-Osmanlı kültürü egemen olurken, doğal taş Avrupa'dan farklı, fakat en az oradakiler kadar yoğun ve ustaca kullanıldığı gözlenmektedir (Vardar, 1990).Kayseri il merkezinde bir çok tarihi taş anıt bulunmaktadır. Bu anıtlar şehir merkezinde olmalarından dolayı hem insan kaynaklı hemde çevresel diğer faktörlerden dolayı yıllar içerisinde çeşitli tahribatlara maruz kalmışlardır. Kayserinin coğrafi konumundan dolayı ve karasal iklimde bulunmasından dolayı taş anıtların maruz kaldığı bozulmalar fiziksel, kimyasal ve biyolojik bozulmalar olabilmektedir. İnsan kaynaklı faktörlerde taş anıtların yıllar içerisinde bozulmasında hem direk hemde indirek olarak etki etmektedir.Kimi zaman insan kaynaklı faktörler fiziksel,kimyasal veya biyolojik bozulmaların daha da hızlanmasına sebep olabilmektedir. Bu çalışma amacılığı ile Kayseri şehir merkezinde çalışan anıtlar Kayseri Kalesi Sur Duvarları, Zeynel Abidin Türbesi ve Mahperi Hunat Hatun Kümbeti'dir. Tüm bu anıtlar konum olarak bir birlerine yakın yerlerdedir ve hemen hemen bozulma türleri aynıdır. Şehir merkezinde olmalarından dolayı ve Kayseri il merkezinde olmalarından dolayı yoğun olarak hava kirliliğinden ve araçların eksoz gazlarından çıkan korbondioksit tabanlı kimyasal bozulmalardan yoğun olarak etkilenmişlerdir. Anıtlardan incelenmesi için parçalar alınmamıştır. Sadece gözlemsel olarak incelemelerde bulunulmuştır. Daha detaylı labratuvar çalışmaları detaylı analizler için gereklidir. Bu çalışmadan elde edilecek sonuçlar bu anıtlarda ileride yapılabilecek restorasyon çalışmaları için bir ön çalışma veya ön rapor niteleiğinde olacaktır.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightGeçmişteki ve Günümüzdeki Bilgisayar Oyunlarında Mitik Düşünme Biçiminin Dini ve Ahlaki Değerlerin Öğretimindeki Rolühulya altunya

Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, 2017

Doğu düşünce dünyasında, masal, hikaye, destan, kıssa vb. mitik anlatım tarzlarıyla ibretlik olayların anlatımı yaygındır. Bu söylemlerle, dinleyenlerine, ahlaki öğütlerin verilmesi ve böylece eğitilmesi amaçlanır. Gerçeküstü olayların anlatıldığı bu söylemlerde, güçlü olan insanları, sıkıntı ve zorluklar karşısında saadetin beklediği ifade edilir. Bu tür anlatılarda, bir yandan umut yaşatılırken diğer yandan sabırlı olmak, zorluk anında dürüstlükten vazgeçmemek, güçlü olmak gibi mesajlar dinleyiciye verilir. Ancak günümüzde gerçeküstü olaylar yani mitik kurgular, çizgi film, animasyon ve bilgisayar oyunlarında canlandırılmaktadır. Bu oyunlarda ise en acımasız silahlarla, en acımasız savaşların yapıldığı ve en güçlü olanın kazandığı anlatılmaktadır. Saldırgan, acımasız ve gücü ele geçirmek için her yolu deneyebilen gençlerin yetişmesine neden olan bu oyunlar, eğitim açısından araştırılması gerektiği gibi oluşturduğu düşünme biçimi açısından da araştırılmalıdır. Bu makalede geçmişte anlatılan hikayelerdeki gerçeküstü olayların düşünülme biçimiyle, günümüz gerçeküstü olaylarının canlandırıldığı bilgisayar oyunlarındaki düşünme biçimi, dini ve ahlaki değerlerin öğretimi açısından karşılaştırılacaktır.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightGeleneksel Tıpta Süt ve Süt Ürünlerinin Kullanımı: Elazığ İli Baskil İlçesi ÖrneğiNuhile SARIAYDIN

Hodja Akhmet Yassawi 8th International Congress On Scientific Research, 2024

İnsanoğlunun hayatta kalabilmesi için beslenme ve barınma gibi gereksinim duyduğu temel ihtiyaçlarından biri de sağlıktır. Modern tıbbın gelişmediği çağlarda insanlar sağlıklarını korumak veya bozulan sağlıklarını iyileştirmek için pek çok yönteme başvurmuştur. Yılların deneyimi ve bilgi birikimiyle meydana gelen bu yöntem ve pratikler “halk hekimliği” olarak değerlendirilmiştir. Anadolu’nun geniş bozkır ve meraları, hayvancılığın gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. İnsanlar, hayvancılıkla hem gıda ve giysi ihtiyaçlarını karşılamış hem de hayvanlardan elde edilen süt ve süt ürünlerini sağaltmalarda kullanmışlardır. Böylece süt ve süt ürünleri, yüzyıllardır sağlık pratiğinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Elazığ ili Baskil ilçesi, tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış, coğrafi konumuyla birçok kültürün geçiş merkezi olmuş ve bu medeniyetlerin etkisiyle geniş bir kültürel birikime sahip bir yer haline gelmiştir. İlçenin kültürel birikimin bir parçası ve yaşayan halkbilimi unsurlarından biri olan halk hekimliği, günümüzde sosyo-ekonomik durum ve inanç gibi farklı sebeplerden dolayı hâlâ devam etmektedir. Bu çalışmada halk hekimliği pratiklerinde kullanılan süt ve süt ürünleriyle ilgili uygulamaların geçmişi incelenmiş ve günümüze nasıl yansıdığı araştırılmıştır. İlk olarak sağaltmalarda kullanılan süt ve süt ürünleri ayran, çökelek, süt, kaymak, tereyağı ve yoğurt olarak altı başlığa ayrılmıştır. Daha sonra bu ürünlerin bir em olarak kullanıldığı hastalıklar ve sağaltma pratikleri detaylı olarak değerlendirilmiştir. Böylece, Baskil ilçesinin kültürel mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması için önemli bir adım da atılmıştır.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightBir Kültür Unsuru Olarak Eşdizimsel YapılarNuh DoğandownloadDownload free PDFView PDFchevron_rightAile Kurumunun Bekası Açısından ‘Çocuğun Üstün Yararı’ Kavramı: Uluslararası Hukuk Perspektifinden bir DeğerlendirmeDeniz Tekin Apaydın

International Symposium on Family Contemporary Opportunities / Threats Towards the Sustainability of Family Institution, 2020

Aile kurumunun bekası, ailenin, özel olarak gözetilmesi gereken üyesi çocuğun bekasından ayrı düşünülemez. Çocuğun ‘çocuk’ olmaktan kaynaklı korunması gereken çıkarları vardır. Bunun temelinde çocuk bireylerin fiziksel ve bilişsel kapasitelerinin bir yetişkine kıyasen geride olması gerçeği yer alır. Bu vakıa uluslararası hukuk tarafından da kabul görmüş ve düzenlenmiştir. ‘Çocuğun üstün yararı’ kavramı ilk defa 1989 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3. maddesi ile ortaya çıkmış, ancak o zamandan beri kavramın kapsamı ve içeriği ile ilgili tartışmalar süregelmiştir. Daha sonra 1996 Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 1/2 maddesi ile de teyit olunan bu kavram üzerinde mutabık olunan husus ise kavramın yeterince somutlaştırılamamış ve detaylı biçimde tanımlanamamış olduğudur. Tanımın netleştirilmemiş olması hukuki öngörülebilirliği ve dolayısıyla kimi zaman hukuki güvenceyi azaltmasına rağmen, olay bazında etkin kılınacak bir formül olarak kavramın esnekliğini ve dinamikliğini sağlamaktadır. Böylece çocuğun menfaatini gözetmenin gerekli olabileceği her durumda yasama organları, kamu ya da özel kurumlar, uygulayıcılar ve mahkemeler yapacakları işlemlerde bu menfaati göz önünde bulundurmakla yükümlü kılınmışlardır. Buna rağmen ulusal hukuklardaki uygulamalarda bu hükmün çocukların uluslararası antlaşmalar ile güvence altına alınan çıkarlarının korunması noktasında yeterliliği şüphelidir. Bu nedenle bu çalışma, sözü edilen kavramın hukuki olarak bir ‘temel ilke’ haline gelmiş olduğu kabulünden hareketle, kavramın derinlemesine incelenerek uygulamacılara ışık tutacak şekilde netleştirilmesini amaçlamaktadır. Bu minvalde kavramın maddi hukuka ilişkin bir içerik sağlamaktan ziyade bir ‘temel ölçüt’ işlevi yerine getirdiği söylenebilir. Dolayısıyla yetişkin bireylerin çocuk bireyler hakkında karar verirken ya da onlar adına herhangi bir işlemde bulunurken göz önünde bulundurmakla yükümlü oldukları usulî bir kuraldır.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightTürkiye’de Az ve Çok Başarılı Okullardaki Öğrencilerin ve Kız-Erkek Öğrencilerin Duyuşsal ve Bilişsel Değişkenler Açısından Farklarının İncelenmesiÖmer Faruk Acar

2017

Bu calismada cok basarili ve az basarili okullarda okuyan ogrenciler; fene karsi olan tutumlari, epistemolojik inanclari, ust-bilissel becerileri, fen ogretimiyle ilgili gorusleri ve sosyo-ekonomik statuleri acisindan karsilastirilmislardir. Ayrica kiz ve erkek ogrenciler, hem cok basarili hem de az basarili okullarda bu degiskenler acisindan karsilastirilmistir. Calismanin sonuclari, cok basarili okullarda okuyan ogrencilerin bu degiskenlerin hepsinde az basarili okullarda okuyan akranlarina gore daha yuksek puan elde ettigini gostermistir. Ayrica cok basarili okullarda kiz ogrenciler erkek ogrencilerden daha olumlu epistemolojik inanc ve fen ogretimiyle ilgili gorus belirtmis ve yuksek fen basarisi elde etmistir. Diger taraftan az basarili okullarda kiz ogrencilerin erkek ogrencilere gore daha olumlu ust-bilissel becerilerinin oldugu bulunmustur. Bu sonuclar cercevesinde fen egitimiyle ilgili gerekli tavsiyeler yapilmistir.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightTarımsal Verimliliğinin Mekânsal Dağılışına Bir Örnek: Tekirdağ (Trakya Yarımadası)Emre ÖZŞAHİN

TÜCAUM 30. Yıl Uluslararası Coğrafya Sempozyumu (3-6 Ekim 2018) Bildiri Kitabı, 2018

Her hakkı saklıdır. Bu kitabın tamamı ya da bir kısmı, yazarlarının izni olmaksızın, elektronik, mekanik, fotokopi ya da her hangi bir kayıt sistemi ile çoğaltılamaz, yayınlanamaz, depolanamaz.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightBeslenmenin bagırsak mikrobiyotası ve ruh saglıgı uzerine etkileriCeren İnce

2020

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightDİVAN ŞİİRİNDE ARI VE BALA DAİR KAVRAMLARIN TEŞBİH VE MUKAYESE UNSURU OLARAK KULLANIMIyusuf babür

2022

Kur’an’daki bir sureye de adı verilmiş olan arı hakkında (Nahl 68-69) inmiş ayetler söz konusudur. Ayet dikkate alındığında; arının üretmiş olduğu balın insanlık için şifa kaynağı olduğu anlaşılır. Sağlık alanında uzun süreli bal kullanımı, yaraların ve deri yanıklarının tedavisinde olmuştur. Antik Mısırlılar balı çok farklı karışımlarda kullanmışlardır. Geleneksel metotlar, modern tıbbın imkanlarından da faydalanırlarak geliştirilmiş ve yeni tedavi şekilleri ortaya çıkmıştır. Bugün arı ve balla uygulanan bu tedavi yöntemine apiterapi adı verilmektedir. Balın ve arının insanlık tarihi boyunca besin ve tedavi malzemesi olarak hayatın içinde yer aldığı görülmektedir. Divan şairleri de arı ve bala dair kavramları şiirlerine malzeme etmişlerdir. Bal, asel, engübin, şehd, mau’l-asel, zenbur ve hane-i zenbur gibi arı ve bala dair kavramlara divanlarda rastlamak mümkündür. Arının kanat sesi, iğnesi, zehri; bal, bal şerbeti ve arı kovanı gibi kavramlar, şiirde teşbih konusu olmuştur. Balın tatlı ve şifalı oluşu, sevgili ve sevgilinin çeşitli uzuvlarıyla özdeşleştirilmesini sağlamıştır. Sevgilinin âşığa eziyeti, baldan tatlıdır. Âşığın gönlü, arı peteği gibi şerha şerhadır; dertten ve hasretten delik deşik olmuştur. Aşkla yanan gönül, arı gibi inlemektedir. Sineğin bal yemek için kanadını bala kaptırması ve saplanıp kalması, dünyaya meyledenlerin hâline benzetilmiştir. Bununla birlikte arı ve balla ilgili çeşitli deyimlerin de şiirde kullanıldığı görülmektedir. Bu ve buna benzer teşbih ve temsillere, pekçok şairin sayısız beytinde rastlamak mümkündür. Bu kavramlar divan şiirinin anlam dünyasında oldukça geniş yer tutmuştur. Çalışmada divan şairlerinin arı ve bala dair kavramları teşbih ve temsil unsuru olarak kullanımlarıyla ilgili dikkat çeken ve konuyu kapsayan örnekler verilmiş ve bu örnekler izah edilmiştir.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightKarayollarında Yeni Teknolojik Gelişmeler Üzerine Bir DeğerlendirmeKemal Armagan

European Journal of Science and Technology, 2019

Özet Yollar, sosyal faydalarla birlikte, bir toplumda ekonomik kalkınmaya ve büyümeye katkıda bulunmada önemli bir rol oynar. Bu nedenle, bir ülkenin gelişmesinde hayati rolü bulunmaktadır. Dünyada karayolu uzunluğu 16,3 milyon Km olsa da her ülkeye bağlı olarak, yeni inşaat ve bakım ihtiyacı her zaman bir zorunluluktur. Öte yandan, küresel değişimler, asfalt endüstrisinin muaf olmadığı, sürdürülebilirlik çerçevesi içinde faaliyet göstermesi için tüm sektörleri baskı altında tutuyor. Bu nedenle karar vericiler atmosferi, insan sağlığını ve rahatlığını korumak için günlük düzenlemeler yapıyorlar. Bu koşullar altında, hükümetler ve akademisyenleri de içeren karayolu endüstrisinin tüm paydaşları, teknik iyileştirmeler ile düşük maliyetli, çevre ve insan sağlığı çözümleri arasındaki dengeyi sağlayarak, korumayı teşvik eden yeni teknikler ve materyaller aramaktadır. Herhangi bir "doğru" ürün, üretim, teknik, tesis, fon kullanımının değeri, bu bağlamda her paydaş için giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu çalışmada yol kaplamalarındaki yeni teknolojik gelişmeler dikkate alınarak, sürdürülebilirlik bakımından değerlendirilmiştir.

downloadDownload free PDFView PDFchevron_rightkeyboard_arrow_downView more papers Academia
  • Explore
  • Papers
  • Topics
  • Features
  • Mentions
  • Analytics
  • PDF Packages
  • Advanced Search
  • Search Alerts
  • Journals
  • Academia.edu Journals
  • My submissions
  • Reviewer Hub
  • Why publish with us
  • Testimonials
  • Company
  • About
  • Careers
  • Press
  • Help Center
  • Terms
  • Privacy
  • Copyright
  • Content Policy
Academia580 California St., Suite 400San Francisco, CA, 94104© 2026 Academia. All rights reserved

Từ khóa » Viii. Yüzyıl