Hristiyan Olan Gençlere 3 önemli Soru! - Son Şehzade

Paralelcilerin Papa‘ya bir mektupla başvurup hizmetlerinin bir parçası olmak istedikleri “Dinler arası diyalog” dayatmalarından sonra Misyoner faaliyetlerinde önemli bir artış gözlenmiştir.

Emniyet raporlarından edinilen bilgiye göre sadece1998-2005 yılları arası 287 misyoner hakkında yasal işlem yapılmıştır. Yapılan araştırmalarda önemli bir bölümünü yüksek öğrenim gençliğinin oluşturduğu elli bin gencimizin boğazına haç taktığı görülmüştür. “On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan” diye öğünenler bu durum karşısında ne cevap verecekler acaba…? “İbadethane özgürlüğü” adı altında yürütülen bu sinsi faaliyetler,bırakınız gençleri, Milletvekillerimizi bile hedef almıştır.Güneydoğu’ya bir gezi düzenleyen vekillerimizin eline dahi içinde dolar bulunan İncil sıkıştırılması cesareti bile gösterilmiştir. Bu kısa bilgileri verdikten sonra çeşitli vaadlerle gençlerimizi din değiştirmeye zorlayan misyonerlerin asırlar önce yaşadıkları ibret verici bir olayı hatırlamakta fayda olacağı kanaati ile sorumuzu sormaya ve cevabını bulmaya çalışalım. Kaynaklardan edindiğimiz olay şöyledir: İki Cezvit Papazı Çin’li leri Hırıstıyanlığa davet için Kanton şehrine gelirler.Vali’den Hırıstıyan dini hakkında Vaaz vermek için izin isterler.Vali izin vermesede Papaz’lar her gün gelip rahatsız ederler. Vali , bu mesele için ” Çin Sultanı’n dan izin istemeye mecburum” der.Ve durumu Sultan’a bildirir.Sultan bu iki Papaz’ın ne istediklerini anlamak için huzuruna getirilmelerini emreder. Papaz’lar başkent Pekin’e gelir. Bu meseleden haberdar olan Budist Rahipler telaşlanır ve ” Bu adamlar Hırıstıyanlık adı altında yeni bir dini ahaliye telkin etmeye çalışıyorlar , Kutsal Buda’yı tanımıyorlar.Halkımızı yanlış yollara sokacaklar. Lütfen onları buradan kovun” diyerek Sultan’a yalvarırlar. Sultan “Evvela ne söylediklerini anlayalım ondan sonra karar veririz” der ve Çin’in saygın devlet ve ilim adamlarından müteşekkil bir heyet oluşturur. Papazlar bu Meclis’e gelir.Onlardan yaymak istedileri dinin esasları hakkında bilgi ister. Papazlar cevaben ” Sema ve arz’ı yaratan Allah birdir.Fakat aynı zamanda üçtür.Allah’ın biricik oğlu ve Ruh’ul-Kudüs’te bir Allah’tır. Allah Adem ile Havva’yı yaratıp cennete koydu.Onlara her nimeti verdi . Yalnız bir ağaçtan yememelerini emretti.Şeytan , Havva’yı aldattı.Böylece Allah’ın emrine karşı geldiler.Bunun üzerine Allah onları cennetten kovup dünyaya gönderdi.Burada onların evlatları zuhur etti.Fakat bütün bunlar dedelerinin işlediği günah ile kirlenmişlerdir.Hepsi günahkardır.Bu hal tam altı bin sene devam etti.Nihayet Allah insanlara acıdı ve onların günahlarını avfettirmek için kendi öz oğlunu onlara göndermekten ve bu biricik oğlunu günah keffareti için kurban etmekten başka çare bulamadı.İşte bizim inandığımız peygamber , Allah’ın oğlu İsa’dır.Ölüleri diriltmek,ama’ları tekrar basir yapmak,topalları yürütmek, cüzzamlıları tedavi etmek,denizde fırtınaları durdurmak, iki balıkla on kişiyi doyurmak , kışın meyve vermediği için bir incir ağacını bir işaretle kurutmak , gibi bir çok mucizeler gösterdiyse de az insan ona inandı.Nihayet, hain Yahudiler onu Romalılara şikayet ettiler.Onun Haç’a gerilmesine sebeb oldular.Lakin, İsa Haç’ta öldükten üç gün sonra,kendisine inananlara göründü.Bundan sonra semaya çıkıp babasının yanına oturdu.Babası da bütün işlerini ona devretti.Bizim vaaz edeceğimiz dinin esası budur.” dediler.

Bu sözleri dinleyen Çin Sultanı “Ben sizden bazı şeyleri sual edeceğim,bunlara cevap verin”dedi. Birinci Sual: “Siz , Allah hem birdir hem üçtür diyorsunuz.Bu iki iki daha beş eder gibi manasız bir laftır.Bunu bana izah edin..?” Papazlar cevap veremedi.”Bu Allah’ın sırrıdır , insanların aklı ermez “dediler. İkinci Sual : ” Yeri göğü ve bütün alemleri yaratan çok kudretli Allah , kullarından birinin işlediği bir günah için onun bu işten haberi bile olmayan bütün neslini nasıl günahkar kabul eder..? Bunların avfı için nasıl olurda kendi öz oğlunu kurban etmekten başka çare bulamaz.? Bu onun büyüklüğüne yakışır mı? Bunu bana izah edin..? “ Papazlar yine ” Bu işler manevi işlerdir,insanların aklı ermez cevabını verirler.” Üçüncü Sual : “ İsa , bir incir ağacından mevsimsiz meyve istemiş.Mevsimi gelmeden meyve vermek bir ağacın yapamayacağı bir şeydir.Böyle olduğu halde buna kızıp ağacı kurutmuş diyorsunuz.Bir Peygamber bu kadar zalim olabilir mi?” Papazlar yine aynı cevabı verirler. Bunun üzerine Çin Sultan’ı ” Ben size izin veriyorum.Gidin Çin’in istediğiniz yerinde bu dini vaaz ediniz.” diyerek müsade etti.Papazlar Sultan’ın huzurundan çıktıktan sonra mecliste bulunanlara dönüp ” Ben Çin’de böyle saçmalıklara inanacak ahmakların olacağına inanmıyorum.Onun için bu adamların,bu hurafeleri vaaz etmelerinde bir sakınca görmemekteyim.Ben eminim ki , bunları dinleyen halkım dünyada ne ahmak kavimler bulunduğunu ve bunların ne gibi saçmalıklara inandığını görerek kendi dinlerinin kıymetini daha iyi anlayacaklardır.”

Bu hadise göstermektedir ki , yaklaşık iki bin yıldır Çin’de Hırıstıyanlar’a rastlanmamıştır. Şimdi aynı soruları Misyoner faaliyetler etkisinde kalıp din değiştirmeye kadar götüren gençlerimize de sormak istiyoruz. Sizi bu hurafelere inandıracak kadar dininizden soğutan şeyler nelerdir.? Köpek , maymun , kedi kafası ve her türlü böceği yiyen ve bilhassa fetüs (ölü doğan bebek ) eti yiyen bir Çin’li bu ahmaklıklara inanmıyor da siz Kuzu eti,baklava,börek yiyen gençler nasıl inanıyorsunuz…? İki bin yıl önceki bu Çin Hakanı kadar sorgulamaktan acizmisiniz? Hadi sorun bu soruları kendinize ve cevap verin bakalım…

İlhan NEZOR

Bunu paylaş:

  • X
  • Facebook
Beğen Yükleniyor...

İlgili

Từ khóa » Hristiyanların Cevaplayamadığı Sorular